| 13.02.2026 |
Bel Ağrısında Doğru Bilinen Yanlışlara Uzman Uyarısı: MR Sonucu Değil, Bütüncül Değerlendirme ÖnemliBel ağrısı, toplumda çoğu zaman bel fıtığıyla eş anlamlı görülse de uzmanlara göre her ağrının altında yapısal bir sorun yatmıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Gerontoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Nursel Öziri, bel ağrılarının büyük bölümünün yaşam tarzı, kas dengesi ve günlük alışkanlıklarla ilişkili olduğunu vurguladı. Öziri, gereksiz hareketsizlik ve yanlış egzersizlerin iyileşme sürecini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, toplumda yaygın olan yanlış inanışlara açıklık getirdi. Her Ağrı Bel Fıtığı Belirtisi DeğildirAraştırmalar, bireylerin yaşamları boyunca bel ağrısı yaşama oranının yüzde 70’in üzerinde olduğunu gösteriyor. Dr. Öğr. Üyesi Nursel Öziri, bel ağrılarının büyük bölümünün “spesifik olmayan bel ağrısı” olarak tanımlandığını ve tek bir nedene bağlanamadığını belirtti. Kas-iskelet sistemi sorunları, hareketsiz yaşam, stres, uyku düzeni ve fiziksel kondisyonun bel ağrısında ortak rol oynadığını söyleyen Öziri, gerçek bir bel fıtığının genellikle bacağa yayılan uyuşma ve kas gücü kaybı gibi sinir kökü bulgularıyla ortaya çıktığını ifade etti. MR Raporundaki Her Bulgu Ağrının Kaynağı OlmayabilirGörüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte MR raporlarında görülen her fıtık bulgusunun ağrının ana kaynağı sanılmasının büyük bir hata olduğunu vurgulayan Öziri; hiçbir şikâyeti olmayan bireylerde bile MR görüntülerinde disk taşması görülebildiğini hatırlattı. Tanının sadece teknolojik görüntülerle değil, uzman bir hekimin klinik değerlendirmesiyle konulması gerektiğini belirten Öziri, "Raporunuzda fıtık yazıyor olması, o anki ağrınızın kesin kaynağının o olduğu anlamına gelmez" dedi. "Ağrı Varsa Hareket Edilmemeli" Düşüncesi Yanlış!Toplumda yerleşmiş olan "belim ağrıyor, yatıp dinlenmeliyim" algısının iyileşmeyi geciktirdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Öziri, kontrollü hareketin önemine değindi. Core kaslarının güçlendirilmesinin omurga stabilitesini artırdığını belirten uzman, fizyoterapist eşliğinde uygulanan klinik pilates temelli egzersizlerin etkili olduğunu söyledi. Günlük yaşamdaki postür hatalarına da değinen Öziri; uzun süre hareketsiz oturmanın ve telefona eğilerek bakmanın omurgaya binen yükü tehlikeli düzeyde artırdığını ifade etti. Kalıcı İyileşme İçin Kişiye Özel Egzersiz ŞartSosyal medyada popüler olan "bel kıtlatma" gibi manipülasyon yöntemlerinin sadece geçici bir rahatlama sağladığını, kalıcı çözümün ise rehabilitasyon programlarında olduğunu belirten Öziri, her egzersizin herkese uygun olmadığını hatırlattı. Standart spor programlarının riskli olabileceğini, bu nedenle fiziksel ve psikososyal faktörleri kapsayan bütüncül bir değerlendirmenin şart olduğunu vurguladı. Eskişehir'in Çalışma Kültürü ve Bel SağlığıEskişehir, hem bir sanayi kenti hem de yoğun bir ofis ve akademik çalışma temposunun olduğu bir merkezdir. Bu yapı, bel ağrısı şikâyetlerinin kent genelinde neden bu kadar yaygın olduğunu da açıklamaktadır. Ofis Çalışanları ve "Masa Başı" Riskleri Özellikle üniversitelerimizde ve beyaz yakalı personelin yoğun olduğu iş merkezlerinde, uzun süreli hareketsizlik en büyük "bel düşmanı" olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Öziri'nin de belirttiği gibi, telefona eğilerek bakmak veya yanlış ergonomide çalışmak, Eskişehir'in genç ve çalışan nüfusunda omurga yaşlanmasını hızlandırıyor. Kentteki spor salonlarının ve belediye destekli rekreasyon alanlarının sadece "kilo verme" odaklı değil, "postür düzeltme ve bel sağlığı" odaklı programlara daha fazla ağırlık vermesi, toplum sağlığı açısından stratejik bir adım olacaktır. Fizyoterapiye Erişim ve Uzman Denetimi Eskişehir, tıp eğitimi ve fizyoterapi merkezleri bakımından zengin bir altyapıya sahip. Ancak vatandaşın ağrı hissettiğinde doktora gitmek yerine "bel çektirme" veya kulaktan dolma egzersizlere yönelmesi, süreci daha karmaşık hale getiriyor. Uzman uyarısında yer alan "MR sonucu her şey değildir" vurgusu, gereksiz endişeyi azaltmak adına halka iyi anlatılmalıdır. Şehirdeki sağlık bilincinin, sadece görüntüleme cihazlarına güvenen bir anlayıştan, bütüncül ve hareket odaklı bir yaşam tarzına evrilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak; Bel ağrısı, Eskişehirli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini düşüren ama doğru hareket stratejileriyle yönetilebilecek bir sorundur. İdrar kontrolü bozukluğu veya ani bacak güçsüzlüğü gibi "kırmızı bayraklar" (acil durum belirtileri) yoksa, korkmak yerine doğru postür ve uzman eşliğinde egzersize odaklanmak, en sağlam tedavi yöntemidir. |
| Gönderen: haber 334 defa okundu |
| Son Haberler | |
| TÜBİTAK 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Eskişehir’e 9 Ödül Birden! | |
| TÜBİTAK 2204-A Proje Yarışması’nda Okullarımızdan Büyük Başarı! | |
| Tepebaşı’ndan TÜBİTAK’ta Büyük Başarı: 5 Birincilikle Bursa’yı Salladık! | |
| 11 Şubat’ta ESTÜ Fen Fakültesinde Kız Öğrencilerle Bilim Yolculuğu | |
| Eti Sarı Bisiklet Maç Günü Avrupa’da Finalde: Eskişehirspor’dan Tarihi Başarı! | |
| Özbekistan Urgenç Devlet Üniversitesi ile dev iş birliği | |
| Bel ağrısı hakkında doğru bilinen yanlışlar: Her sızı bel fıtığı mıdır? | |
| Radyo Yayınları Kültürel Mirası Canlı Tutuyor: Dijital Dönüşüm Bir Fırsat! | |
| Estetik ve Sağlık Bir Arada: Diş Tedavilerinde Merak Edilen Sorular Yanıt Buldu | |
| Açıköğretim Öğrencilerine “Yapay Zekâ Okuryazarlığı” Eğitimi Başlıyor | |