| 28.07.2026 |
Şehir Merkezinde Tepinmeyi Bırakın ArtıkEskişehir, yaklaşık çeyrek asırdır aynı şehircilik anlayışıyla yönetiliyor. Bu anlayışın önceliği çoğu zaman hizmet üretmekten çok algı oluşturmak oldu. "Ben yaptım oldu" mantığıyla hareket edilirken ne şehrin dinamiklerine ne meslek odalarına ne de konunun uzmanlarına gerektiği kadar kulak verildi. Şehrin geleceği, Eskişehirlilerle birlikte planlanmak yerine, dışarıdan alınan projeler ve danışmanlıklarla şekillendirilmeye çalışıldı. Elbette bu anlayışın başarılı olduğu alanlar da var. Eskişehir'in turizm markası haline gelmesi, şehre çok sayıda tur otobüsü gelmesi ve özellikle aynı siyasi çizgideki belediyelerin düzenlediği turlarla ziyaretçi sayısının artması küçümsenemez. Ancak burada şu soruyu sormak gerekiyor: Bu model gerçekten Eskişehirliye mi hizmet ediyor, yoksa daha çok günübirlik ziyaretçilere mi? Geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda bize ulaşan bir Eskişehirli babanın yaşadığı olay aslında bu anlayışı özetliyor. Çocuklarını Porsuk'ta tekne turuna çıkarmak istediğinde fiyatların yüksekliğini dile getirince aldığı cevap şu olmuş: "Burası turistler için. Pahalı geliyorsa kullanmayın." İşte sorun tam da burada başlıyor. Bir şehir önce kendi insanı için yaşanabilir olmalıdır. Kendi vatandaşının faydalanamadığı hizmetlerle övünmek, sosyal belediyecilik anlayışıyla bağdaşmaz. Bugün Eskişehir'in temel problemlerine baktığımızda ise tablo pek iç açıcı görünmüyor. Yıllardır tamamlanamayan bir nazım imar planı... Günümüz ihtiyaçlarına cevap veren kapsamlı bir trafik master planının olmayışı... Artan altyapı ve üstyapı sorunları... İmar politikalarının yetersizliği nedeniyle eskiyen ve risk oluşturan yapı stoku... Zaman zaman kopan sıvalar, dökülen cepheler ve her yağmurda yeniden konuşulan altyapı sorunları aslında bize aynı gerçeği hatırlatıyor: Şehir vitrinle değil, planlamayla yönetilir. Bunun yanında resmi veriler Eskişehir'in başka bir gerçekle de yüzleştiğini gösteriyor. Kent yaşlanıyor. Genç nüfus oranı giderek azalıyor. On hanenin yedisinde çocuk yaşamıyor. Tek kişilik hane sayısı Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde. Neredeyse her hafta "evinde yalnız ölü bulundu" haberleriyle karşılaşıyoruz. Huzurevi ihtiyacı her geçen gün büyüyor. Bunlar sadece demografik veriler değil; şehir planlamasının da dikkate alması gereken sosyal gerçeklerdir. Asıl mesele ise bütün bu sorunların üzerine bir de şehir merkezinin sürekli daha fazla yüklenmesidir. Yıllardır "yol genişletemiyoruz", "otopark yapacak alan yok" deniliyor. Peki neden bu yoğunluğu azaltacak yeni cazibe merkezleri oluşturulmuyor? Şehrin kültür, sanat, kamu ve sosyal yaşam alanlarının bir kısmı merkez dışına taşınabilseydi bugün aynı sıkışıklığı yaşamıyor olabilirdik. Böylece hem trafik rahatlayacak hem de şehrin farklı bölgeleri gelişme fırsatı bulacaktı. Nitekim merkezi idarenin son yıllardaki bazı kamu yatırımları bu anlayışla şehrin farklı bölgelerine yayıldı. Eskişehir Ticaret Odası'nın yeni hizmet binasını şehir merkezi dışında konumlandırması da bu bakış açısına örnek gösterilebilir. Buna rağmen yerel yönetim hâlâ şehir merkezini daha da yoğunlaştıracak projeleri başarı hikâyesi gibi sunuyor. Yaklaşık 100 milyon liralık bütçeyle yeniden yapılacak Halkevi bunun en güncel örneği. Üstelik Porsuk Çayı'nın hemen yanında... İnşaat sürecinde bile yol daraltıldı, yayaların kullandığı kaldırımlar işgal edildi. Peki bina tamamlandığında ne olacak? Zaten zor işleyen trafik daha da sıkışmayacak mı? Etkinlik günlerinde bölgeye gelecek araçlar, servisler ve belediye araçları yeni bir yoğunluk oluşturmayacak mı? Bugün benzer manzaraları Yunus Emre Kültür Merkezi çevresinde yaşamıyor muyuz? Kaldırımların belediye araçları tarafından işgal edilmesine, Hamamyolu çevresindeki servis ve yükleme araçlarının oluşturduğu düzensizliğe her gün tanık olmuyor muyuz? Halkevi'nin önündeki yol zaten dar. Bir yanında tramvay hattı, diğer yanında tek şeritli trafik var. Kaldırımlar da geniş sayılmaz. Böylesine sıkışık bir noktaya yeni bir çekim merkezi eklemek, mevcut sorunu büyütmekten başka ne sağlayacak? Üstelik şehir meydanlarına, açık alanlara ve nefes alacak boşluklara ihtiyaç duyarken... Yıkım sonrası ortaya çıkan açıklığın bölgeye nasıl ferahlık kattığını herkes gördü. O alandan geçen birçok kişinin aklından "Keşke bu koridor daha da açılsa." düşüncesi geçti. Buna rağmen aynı noktaya yeniden büyük bir yapı inşa etmek gerçekten geleceğin şehircilik anlayışıyla örtüşüyor mu? Üstelik bunun maliyetini de düşündüğümüzde, önceliklerin doğru belirlenip belirlenmediğini sorgulamak kaçınılmaz oluyor. Şehir merkezini artık daha fazla büyütmeye çalışmak yerine, yeni yaşam alanları oluşturmanın zamanı gelmedi mi? Yeni kültür merkezleri... Yeni meydanlar... Yeni sosyal alanlar... Yeni cazibe merkezleri... Şehrin farklı bölgelerine dağıtılmış yatırımlar... İşte Eskişehir'in ihtiyacı olan vizyon budur. Yol yapamıyorsunuz... Otopark üretemiyorsunuz... Toplu ulaşımda kronik sorunları çözemiyorsunuz... Buna rağmen bütün yatırımları hâlâ aynı birkaç kilometrekarelik alana sıkıştırıyorsunuz. Eskişehir'i geliştirmek, şehir merkezinde dolap beygiri gibi dönüp durmak değildir. Gerçek şehircilik; yükü tek noktada büyütmek değil, şehrin tamamına dengeli şekilde yayabilmektir. Artık şehir merkezinde tepinmeyi bırakın. Eskişehir'in görmezden gelinen bölgelerine de nefes aldıracak yeni merkezler üretin. Çünkü geleceğin şehirleri, tek bir merkeze yığılan değil; yükünü paylaşabilen şehirler olacak. |
60 defa okundu |
| Son Haberler | |
| Şehir Merkezinde Tepinmeyi Bırakın Artık | |
| Arabasız Pazar Maskesi, Kaldırımdaki İşgal: Eskişehir’de Yayalar ve Çocuklar Güvende Değil! | |
| ŞEHİT VAR! KONSER DE VAR, EĞLENCE DE! | |
| Arabasız Pazar’da Saat Değişti, Katılım Sayısı Değişmedi | |
| Eskişehir’de 100 Milyonluk Halkevi Projesine Şehir Planlaması ve Yoğunluk Eleştirisi | |
| Eskişehir–İstanbul Hızlı Tren Hattı Günde Ortalama 25 Bin 730 Yolcu Taşıyor | |
| MHP Mihalgazi İlçe Kongresi Tamamlandı: Sabaz Güven Tazeledi | |
| Adım Adım Dönüşüm Yolculuğu: Günde Binlerce Ambalaj Ekonomiye Kazandırılıyor | |
| Anadolu Üniversitesi eğitimde geleceğin ihtiyaçlarına yanıt veriyor | |
| Aşırı Sıcaklarda Açık Hava Sporuna Dikkat: Ani Ölüm Riskini Artırıyor! | |