| 12.02.2026 |
Uzman Klinik Psikolog Eda Atay, çocuklarda "yaramazlık" veya "tembelik" olarak görülen birçok davranışın aslında bir nörogelişimsel bozukluk olan DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) işareti olabileceği konusunda aileleri uyardı. DEHB’in sadece çocuklukta kalmadığını, tedavi edilmezse yetişkinlikte de içsel huzursuzluk ve organizasyon güçlüğü olarak devam ettiğini belirten Atay, özellikle dört ana belirtiye dikkat çekti: Detayları gözden kaçırma, sürekli hareket ihtiyacı, düşünmeden hareket etme ve sıra bekleyememe. Uzmanlar, bu durumun kasıtlı bir "inat" değil, beynin dopamin sistemindeki bir işleyiş farkı olduğunu vurgularken; erken tanının çocuğun özgüveni ve potansiyeli için hayati önem taşıdığının altını çizdi. Bu belirtiler DEHB için sinyal veriyor olabilir!
Erişkinlerde de görülüyor DEHB, çocukluk çağında tanılanması sebebiyle toplumda genellikle çocukluk çağına özgü bir durum olarak düşünülse de aslında sadece çocukluk çağına özgü bir durum değildir. Çoğu bireyde belirtiler ergenlik ve yetişkinlik döneminde de devam eder. Klinikte, çocukluk çağında tanılanmamış ancak DEHB belirtileri taşıyan yetişkin bireylerle de karşılaşıyoruz. Yaş ilerledikçe sosyal uyuma bağlı olarak hiperaktiviteye yönelik şikayetler genellikle azalır ancak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve organizasyon güçlükleri yetişkin yaşamda da etkisini sürdürür. Yetişkinlikte DEHB, çocukluktaki kadar belirgin özellikler yerine içsel huzursuzluk ve dağınıklık hissiyle kendini göstermektedir. Kişiye özel bütüncül tedaviler ile başarılı sonuçlar elde ediyor Bireysel değerlendirme sonucuna bağlı olarak, ilaçlar ve davranış terapileri ortak kullanılmaktadır. İlaç tedavisi her çocuk için zorunlu değildir. Belirtilerin şiddeti, çocuğun yaşı ve yaşam alanlarındaki işlevsellik düzeyi dikkate alınarak tedavi planı yapılır. Hafif düzeydeki vakalarda yalnızca davranışsal terapiler ve çevre düzenlemeler yeterli olabilmektedir. Ancak akademik ve sosyal yaşam belirgin şekilde etkileniyorsa ilaç tedavisi gerekebilir. İlaçlar beynin kimyasal sistemindeki farklılığı düzenlerken, davranışsal psikoterapiler ile semptomları hafifletmek, öğrenme becerilerini geliştirmek mümkün hale gelir. Tedavi yöntemleri uzun süreli ve bütüncül olarak uygulandığında, belirgin gelişmeler ve kalıcı fayda sağlamaktadır. Erken tanı başarı oranını artırıyor Erken tanı ve tedavi, çocuğun akademik başarısını, özgüvenini ve sosyal ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor. Müdahale edilmediğinde özsaygı düşüklüğü, okul başarısızlığı ve davranış sorunları görülebiliyor. Erken destek, bu zinciri kırarak çocuğun potansiyelini sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor. Durumun erken fark edilmesi ve doğru yönetilmesi, bireyin yaşam boyu uyumunu güçlendirir. Tedavide aile ve öğretmenlerin rolü büyük! Çocuklar için planlanan tedavilere ek olarak ailelerin de bu konuya yönelik ebeveyn danışmanlığı alması önemlidir. Ailelerin öncelikle bu durumun çocuğun elinde olmayan, kasıtlı olmayan bir durum olduğunu bilmeleri, çocuğun davranışlarını “İnat” veya “Tembellik” olarak yorumlamamaları önemlidir. Net kurallar, kısa yönergeler, olumlu pekiştirme ve öngörülebilir rutinler çocuğun uyumunu kolaylaştırmaktadır. Ayrıca çocuğun çabasını fark edip takdir etmek motivasyon açısından değerlidir. Öğretmenler, DEHB’li öğrencilerin potansiyellerini fark edip, öğrenme ortamını buna göre düzenleyerek sürece destek olabilirler. Kısa ve net yönergeler vermek, olumlu gerim bildirimlerde bulunmak, sık ama kısa molalar tanımak, görsel materyaller kullanmak, sınıf ortamında öğretmenlerin kullanabileceği etkili yöntemlerdendir. Ayrıca sınıf içinde öğrenciyi etiketlemeden, bireysel farklılıklara duyarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir. |
| Gönderen: haber 286 defa okundu |
| Son Haberler | |
| Vali Dr. Erdinç Yılmaz Şehit Jandarma Onbaşı Osman Gıcı’yı Kabri Başında Andı! | |
| Eskişehir’de Beton Mercek Altında: Standart Dışı Üretime Geçit Yok! | |
| ESTÜ’den Teknoloji ve İstihdam Devrimi | |
| Sivrihisar’da Devlet Şefkati: Vali Dr. Erdinç Yılmaz Sağlık Hizmetlerini Yerinde İnceledi! | |
| Ankara’da Eskişehir Mesaisi: Prof. Dr. Ayşen Gürcan Tarihî Miras İçin Düğmeye Bastı! | |
| Türkçenin Gönül Elçileri Anadolu Üniversitesi’nde Yetişiyor | |
| Sosyal Medya Fenomenlerine Sahte İş Birliği Tuzağı | |
| Şehirlerde "Örgülü Fidan" Devrimi: Türkiye Estetikle Buluşuyor! | |
| Genç Yüreklerde Millî İrade Ateşi: 15 Temmuz Destanı Sanatla Ölümsüzleşiyor! | |